Lovecraft ve Tavsiye Hikayeler

Lovecraft’ın ölüm yıl dönümü!

Herkese merhaba.

Bugün iç burukluğu yaşatan bir gün, çünkü 15 Mart 1937, 07:15 nihai korkunun üstadı Howard Phillips Lovecraft’ın vefat ettiği tarih. Kendisi en sevdiğim yazarların başında gelmekle birlikte (nedense herkes bunun ısrarla Tolkien olmasını istiyor); küçük bir noktadan yayılan etkinin yılları aşıp devasa bir konsept, bir fenomen, bir yapıtaşı olabileceğinin en sağlam göstergelerinden biridir.

Nedir Bu Lovecraft?

H. P. Lovecraft’ın hayatını size paragraf paragraf anlatmayacağım. En kısa haliyle; sıkıntılı bir çocukluk ve ergenlik geçirmiş, farklı mitolojileri yalayıp yutmuş, astronomi ile ilgili bir şeyler yapmak istemiş, sonuç olarak kendini gariplikler içeren korku hikayeleri yazarken bulmuş bir yazardır. Bu yazarı önemli kılan en büyük şey ise, korku konseptine getirdiği “bilinmeyen korkusu”, “kozmik korku” gibi ifadelerdir. Hikayelerinde “necromancy” gibi mistik mevzulara da, Jules Verne hikayelerini anımsatacak bilimsel keşif mevzularına da rastlanabilir.

Lovecraft bir fanzin yazarıdır. Hiçbir zaman kitap çıkarma veya roman yazma yaklaşımında bulunmamış; birçok meslektaşıyla ve mektup arkadaşıyla tanışmasını sağlayan, dönemin önde gelen fanzinlerinden olan ve 2014’e kadar varlığını sürdürdüğünü bildiğimiz Weird Tales Magazine’e gönül vermiştir. Bilinen bütün hikayeleri, kendisinin vefatından sonra arkadaşları tarafından Weird Tales arşivlerinden derlendiği kadarıyla, onun anısına kitaplaştırılmıştır. Lovecraft’ın bütün hikayelerini, şiirlerini, yazışmalarını ve kendisinden kalan yazılı diğer her şeyi hplovecraft.com üzerinden, ücretsiz ve İngilizce olarak okuyabilirsiniz.

Cthulhu Mitos Hakkında

Cthulhu Mitos (daha popüler adıyla Call of Cthulhu/Cthulhu’nun Çağrısı), adını yazarın ikonik hikayesi olan Cthulhu’nun Çağrısı isimli hikayeden almıştır. Bunun farklı sebepleri olabilir; ancak bana göre en belirgin sebep Cthulhu’nun Çağrısı hikayesinin uzun ve derin olması ve bunun yanında diğer hikayelere baktığımızda Cthulhu’nun izlerinin daha belirgin olmasıdır. Aslında Cthulhu, mitos içeriğindeki en yüce varlık bile değildir, ancak en ufak “bilinçli” etkisi bile dünyayı ters düz etmeye yeter.

Cthulhu mitosunun gelişmesi üç adımda gözlenmektedir:

  1. Lovecraft büyük bir “lore” başlatmış, bunu okuyucuya direkt olarak vermek yerine etkilerini yaşayan karakterlerin gözünden vermeyi tercih etmiştir. Şahsen bunun çok yaratıcı bir yaklaşım olduğunu düşünüyorum. Çünküsü devam adımlarında.
  2. August Derleth’in yazdığı ve mitosu hem devam ettiren hem de genişleten eserler bulunmaktadır. Aslında bu, Lovecraft’ın bıraktığı işin devamını getirmek gibi görülebilir ve birinci adımdaki yaratıcılık sayesinde bu mümkün olmuştur. Öyle hikaye kalıpları vardır ki, herhangi bir yerini eğip bükmek veya genişletmek istediğinizde her ne kadar “oldu” diye düşünseniz de eğreti durur. Neyse ki Cthulhu mitos öyle değil.
  3. 1981’de kurulan Chaosium sayesinde Cthulhu mitos masaüstü rol yapma oyunları (MüRYO) bünyesine katılmıştır. Böylece hem senaryo hem de kaynak kitap yazarken bazı şeylerin sabitlenmesine ve bazı şeylerin de tekrar yorumlanması ve genişlemesine ışık tutulmuştur.

Toparlamak gerekirse, Cthulhu Mitos; kozmik korku, bilinmeyen korkusu, araştırmacılık ruhu gibi konseptlerin ve tatların peşinden giden, Lovecraft’ın işini benimsemiş insanların kolektif mitidir.

Lovecraft’ın Kişiliği ve Edebiyatı

Değinmeden edemeyeceğim noktalar içerisinde, Lovecraft’ın kişiliği ve edebiyatına dair bulunulan ithamlar da yer alıyor. Bu durum bana rahatsız edici geliyor, çünkü bazı insanlar bunu yazarı kötülercesine söylüyorlar.

  • Lovecraft’ın ırkçı ve cinsiyetçi olduğu düşüncesi: Bu yaklaşım hiçbir zaman anlamadığım bir şey olmuştur. İnsanlar yazarın 19. yüzyılın sonuyla 20. yüzyılın ilk yarısı arasında bir yerde yaşamış olduğunu unutuyorlar sanki bu yaklaşımda bulunurlarken. Lovecraft siyasi bir kişilik değildi ve açıkçası hiçbir yerde çevresine şiddet uyguladığına dair bir ibareyle de karşılaşmadım. Hikayelerinde bazı bazı metaforik anlatımlarla bunu belli etmiş olabilir, ancak bence bu sadece yaratıcı bir dışavurum olarak değerlendirilmelidir, fazlası olarak değil.
  • Lovecraft’ın Edgar Allan Poe özentisi olduğu düşüncesi: Bu düşüncede sadece küçük bir doğruluk payı vardır, o da Lovecraft’ın kendi tarzını bulana kadar esinlendiği yazarlar arasında en belirgin olanının Poe olmasıdır. Gökbilimci olmak isterken kendini yazarlığa kaptıran birinin usta bir yazardan esinlenerek hikayelerini yazmaya başlaması sadece bana mı doğal bir süreç olarak geliyor, bilmiyorum ama benzer türde eserler vermiş bu iki güzide yazarı da severim doğrusu.

Aslında Lovecraft ve işleri hakkında daha ilginç iddialar da bulunmakta. Buraya tıklayarak diğerlerini de görebilirsiniz. Bir de, Lovecraft’ın edebi gücünün zayıf olduğunu iddia eden insanlara Edebiyatta Doğaüstü Korku (Supernatural Horror in Literature) makalesini okumadan yorum yapmamalarını tavsiye ediyorum. Linklenmiş web sayfasından İngilizce haline ulaşabileceğiniz bu makale, Laputa Kitap tarafından Türkçe’ye çevrilip basılmıştır.

Beklenen Kısım: On Tavsiye Hikaye

Lovecraft’ın hikayelerinde insanı içine çeken en belirgin nokta, doğru ortam koşullarını oluşturarak okuduğunuz zaman, azıcık dahi olsa empati beceriniz varsa, karakterin gördüklerinin ve yaşadıklarının direkt olarak zihninizde belirmesidir. Sizi de bu mitosun içine sürükleyecek on tane hikaye önerisinde bulunacağım. Kimi kısa, kimi uzun olan bu hikayeleri okurken meselenin Cthulhu veya başka bir yaratık olmadığını, aslında algılarımızın ötesinde işleyen kozmik bir düzen olduğunu ve bu düzenle aramızda kalan sır perdesi aralandıkça karşılaşılan şeylerin saldığı dehşetin nihai korkuyu ortaya çıkardığını siz de anlayacaksınız.

  1. The Case of Charles Dexter Ward / Charles Dexter Ward Vakası – Bilinç değişimi ve necromancy içeriyor
  2. The Shadow Over Innsmouth / Innsmouth Üzerindeki Gölge – Okült tarikatçılık içeriyor, aynı zamanda Dark Corners of the Earth video oyunuyla ilgili
  3. The Color Out of Space / Uzaydan Düşen Renk – Kozmik bir hikaye
  4. The Whisperer in Darkness / Karanlıkta Fısıldayan – X-Files kıvamında bir hikaye
  5. Dream-quest of Unknown Kadath / Bilinmeyen Kadath’a Düş Yolculuğu – Özellikle insomniası olanların ilgisini çekebilecek bir hikaye, çok severseniz Beyond the Wall of Sleep de okuyabilirsiniz.
  6. The Music of Erich Zann / Erich Zann’ın Müziği – Lovecraft’ın konseptini anlatmak için kullandığı değişik bir tat
  7. The Silver Key / Gümüş Anahtar – Alttakiyle birlikte okunmalı, mistikli
  8. Through the Gates of the Silver Key / Gümüş Anahtarın Açtığı Kapı – Önce üstteki okunmalı, bu hikayede Necronomicon ve “Deli Arap”tan bahsediliyor
  9. The Rats in the Walls / Duvardaki Fareler – Farklı bir delirme hikayesi
  10. The Call of Cthulhu / Cthulhu’nun Çağrısı – İkonik hikaye ve Lovecraftian varlıklar hakkında araştırma konsepti içeriyor, daha hızlı ve keyifli bir okuma için bu hikayeyle başlamamanızı tavsiye ederim

Hangi kitabevinden çıkan kitapları/çevirileri okumanız gerektiğine dair şu anda bir şey diyemiyorum, çünkü elimde bütün alternatifler mevcut olmadığı için karşılaştırma yapmadım. Tabi benim tavsiyem kendi dilinde okumanız yönünde olacak bu sebepten ötürü.

Birçok yazara, filme, diziye, oyuna ilham kaynağı olmuş büyük üstat için söylenecek çok fazla şey var aslında, ama yazı bu haliyle bile uzun oldu diye düşünüyorum. Bağlantılarını da paylaştığım bu hikayeleri okuyun, yazının altına yorumunuzu bırakın, görüş alışverişi yapalım.

ph’nglui mglw’nafh Cthulhu R’lyeh wgah’nagl fhtagn

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.