Dragon’s I #05: Oyun Yönetmek

Herkese merhaba! Bu sefer de oyun yöneticiliğini anlatıyorum!

Rol Yapma Oyunu (RYO/Roleplaying Game/RPG/Tabletop RPG) gittikçe yaygınlaşan ve yüzeysel haliyle “mainstream” kültürün içine girmekte olan bir hobi. Yurt dışında zaten alıp başını gitmiş olan, kendine ait bir sektörü olan ve hatta büyük firmaların yanı sıra bağımsız yapımcıların bile dijital ürünler oluşturarak piyasaya katkı sağlamakta olduğu bu uğraş; Türkiye’de de hala kendine özgü bir sektörü olmasa bile küreselleşmenin etkisiyle varlığını sürdürmeye devam eden ve gün geçtikçe daha çok kişinin talep ettiği bir hobi haline gelmiştir. Küreselleşmeden yeterince nasibini alamadığı için yazılı ve resmi olan Türkçe kaynak yoktur, ama ben ve benim gibi hobiyi tanıtmaya ve yaymaya çalışan arkadaşlar bu konuda ellerinden geleni yapmaktadır.

Gelelim esas meseleye… Daha önceki şu yazımda hobiyi olabildiğince detaylı tanıtmaya çalışmıştım. Bu yazımda size oyun yöneticiliğini anlatacağım. Aşağıdaki başlıkları sırasıyla değerlendirmenizi tavsiye ediyorum. Oyun oynatırken yaşayacağınız sıkıntılar, atlayacağınız bir başlıkla ilgili olabilir.

Genel Kültür

Bir oyun yönetmeye başlamadan önce sağlam bir altyapıya sahip olmanız gerekiyor. Eğer genel kültürünüz çok zayıfsa oynatmak istediğiniz oyunu oynayacak insan bulma konusunda sıkıntı yaşarsınız, es kaza bulacağınız oyuncuları da elinizde tutamazsınız. Oynatmayı düşündüğünüz konseptin geçeceği zamanla alakalı kitaplar okumalı, filmler ve diziler izlemeli, spesifik içerikler üzerine belgesel ve YouTube videoları izlemelisiniz (mesela Plate Armor giyen birinin ne kadar çevik hareketler yapabileceğini gösteren video bulmak mümkün). Genel kültür dediğimiz olayın tabi ki seviyeleri, birimleri yoktur, X kadar bilgi sahibi olunca yeterli veya yetersiz demek gerçekten saçma olur; ama senaryonun geçeceği ortam koşulları, NPC karakterlerin ortam içerisindeki davranış biçimleri, yasalar, bina ve yapılar düzgün bir şekilde, oyuncunun kendi zihninde kurgulayabileceği düzeyde tasarlanmalı ve anlatılmalıdır. Genel kültürün ve araştırmanın sonu yoktur. Başarılı bir oyun yöneticisi olmak ve kendinizi geliştirmek istiyorsanız tasvirlerinizi güçlendirmenin ve bilgi birikiminizi arttırmanın peşinde olmanız gerekir. Orta Dünya’da geçen bir oyun oynatacaksınız diyelim. Orta Dünya’nın şehirlerini ve mekanlarını bilmeli, yazılmış kitapları okumalı, dengelerini öğrenmeli ve senaryonuzu o dünyaya göre saçma olmayacak şekilde tasarlamanız gerekir.

Sistem Seçimi

RPG 1970’lerden günümüze kadar gelmiş ve hem devam eden hem de devam ettikçe kendi içinde gelişen bir bir hobidir. Yukarıda da dediğim gibi; sadece büyük ve bilinen firmalar değil, küçük firmalar ve bağımsız yapımcılar da kendi oyun sistemlerini piyasaya sürmektedir, ki bu da bir seçim yapmak istediğinizde karşınızda devasa bir yelpaze bulacağınız anlamına geliyor. Öncelikle şunda anlaşalım, “sistemsiz FRP” diye bir şey yoktur. İnsanlara doğru muamele yapabilmeniz için ve oyuncunun hem kendi karakterinin sınırlarını hem de oyun dünyasının sınırlarını anlayabilmesi için sabit olarak kullanılacak mekanik ve hesaplara ihtiyacı vardır.

Sistemler -canlı bir yapı olarak düşündüğümüzde- oyunun omurgası niteliğindedir. Oyun yönetmek istediğiniz zaman öncelikle konseptinize karar verir, sonra da bu konsepte uyum sağlayabilecek bir sistem arayışına girersiniz. Bu noktada Facebook gruplarını, Reddit’i, 4chan’ın /tg/ kanalını kullanmayı kesinlikle unutmayın. Sisteminize karar verdikten sonra ise kural kitabını iyice okumanız gerekmektedir. Kural kitabı oldukça kritik bir olgudur, ne kadar sıkıcı olursa olsun dişinizi sıktığınızda üstesinden gelirsiniz. Çalışırken notlar alırsanız sürekli olarak geriye dönmenize gerek olmaz.

Bir kural kitabına çalışırken şu adımları uygulamanızı tavsiye ediyorum:

  • Öncelikle karakter oluşturmak için bir karakter kağıdı çıktısı alın ve kitaptaki yönergeleri takip ederek bir karakter yaratmaya çalışın. Öncelikle düz mekanikleri kullanan bir karakter yaratın, sonra da ekstra mekanikleri kullanacak bir karakter hazırlayın. Mekanik açıklamalarına dokunmayın ama karakter yaratımındaki adımların açıklamalarını detaylıca okuyun, iyice anlayın.
  • Her sistemde muhakkak kavga dövüşün kaçınılmaz olacağı bir an gelecektir. Bir karakterin bir tur içerisinde ne yapabileceği, ne yapamayacağı, hangi hareketin ne kadar zaman alacağı gibi şeyler COMBAT bölümünde yazmaktadır. Oyuncunun da oyun yöneticisinin de bu bölüme çalışması gerekmektedir.
  • Varsa, sistemin bağlı olduğu dünya hakkındaki kısımları okuyun. Kendi konseptinizle ne kadar uyuştuğunu tartabilir, ona göre bazı şeyler ekleyip çıkararak aklınızdaki düşüncenin daha belirgin olmasını sağlayabilirsiniz.
  • Ekstra mekanik anlatımı yapan bölümleri (mesela Shadowrun’da büyünün kullanımı ve Sanal Gerçeklik ekstra mekaniklerdir, ayrı ve uzun açıklamaları vardır) not alarak dikkatlice okuyun.

Diyelim ki istediğiniz konsepte uygun bir sistem bulamadınız, o zaman ne yapacaksınız? Kendi sisteminizi mi uyduracaksınız? TABİ Kİ HAYIR!!! Bu başlığın ikinci paragrafında belirttiğim kaynaklarda konseptinizi anlatıp tavsiye isteyeceksiniz. Sizi muhakkak bir sisteme yönlendireceklerdir. Bazen istediğinize yakın olan ama ihtiyacınızı tam anlamıyla karşılamayan bir sisteme denk gelebilirsiniz. Böyle bir durumda daha çok araştırma yapıp eksiği başka bir sistemde kullanılan bir mekanikle kapatabilir, iki sistemi birleştirebilirsiniz. Eğer temel olarak büyük ölçüde işinize yarayan bir sistem varsa hesaplamaların ve kuralların ardındaki mantığı anlamaya çalışıp, sisteme uygun bir şekilde mekanik üretebilirsiniz. Buna Homebrew (ev yapımı/resmi olmayan) kural diyoruz. Aynı şekilde, size çok karışık veya hatalı gelen bir kuralı değiştirerek daha anlaşılır ve işe yarar hale getirebilirsiniz. Tabi bu biraz ileri seviye bir uğraş olur.

Oyun Hazırlığı

Sisteminizi seçtiniz ve kurallara çalıştınız mı? Öyleyse sıra oyun hazırlığına geldi! Oynatmak istediğiniz oyun tek seferlik de olsa, devam edecek uzun soluklu bir oyun da olsa; her daim en az bir adım ötesini düşünmeniz gerekir. Bu noktada benim tavsiyem oyunun başlayacağı bölgenin bir haritasını çizmektir. Oyun bir köyde başlayacaksa köyün haritası, kabaca nüfusu, idarecisi, en yakınındaki yerleşim birimleri, bağlı olduğu kasaba, kasabanın bağlı olduğu şehir, çevredeki ormanlar, mağaralar vesaire hazır olmalıdır. Oyuncu bu hazır yerlere gidecek olsa da olmasa da el altında bulunması iyidir, ne zaman ne şekilde işe yarayacağını kimse bilemez. Bunun dışında, oluşturulacak senaryonun teması da önemlidir. Hazırlayacağınız senaryoyu önce aklınızda bir tartın; acaba kurallara uyan her karakterle oynanabilir bir senaryo mu, yoksa oyuncularınıza belli yönlendirmeler yaparsanız hazırlayacakları karakterler oyundan daha çok keyif almalarını sağlar mı? Oyuncularınızı cevaba göre yönlendirmeyi unutmayın. Örnek vermek gerekirse, büyünün çalışmadığı ve asla çalışmayacağı bir senaryoya büyücü karakter hazırlayarak gelen kişi bundan rahatsızlık duyacaktır.

Alternatif olarak; eğer senaryo hazırlama becerinize güvenmiyorsanız, aklınızda belli bir hikaye yoksa veya aklınızdakini bir oyun haline getirmekte zorluk çekiyorsanız, onun da çözümü var: Hazır senaryolar! Hazır senaryolarda hikaye bellidir. NPC karakterlerin, ortamın bilgisi oyun yöneticisine verilir ve nerelerde ne kadar serbest olacağı, mevzuları nereye bağlayacağı gibi detaylar tamamen belirtilmiştir. Hoşunuza gitmeyen noktalarda ekleme çıkarma yapmak için kesinlikle tereddüt etmeyin. Aynı standart senaryoyu yüz farklı kişinin oyununda oynayın, her birinden farklı bir tat, farklı bir keyif alırsınız. Her yiğidin yoğurt yiyişi ve her oyun yöneticisinin oynatış biçimi farklıdır.

Temel hazırlığınız bittikten sonra oyuncularınızın hazırladığı karakter kağıtlarına göz gezdirin. Eğer ekibi öldürmek gibi bir derdiniz yoksa veya yaşatmak gibi bir derdiniz varsa, karşılarına çıkaracağınız şeylerin dengesini önceden hazırlamanız faydalı olur ve bunu doğru ayarlamanız için oyuncuların karakterlerine biraz aşinalığınız olmalıdır. Bu arada, hazır senaryolar illa ki alıp direkt oynatmanız gereken senaryolar değildir. Ne şekilde hazırladıklarına, güç dengelerini nasıl ayarladıklarına bakabileceğiniz, başarılı örnekler olarak ele alabilirsiniz.

Oyuncu Seçimi

Oyuncu seçimi esasen oyun hazırlığının bir parçasıdır. Eğer oyuncunuz yoksa yapacağınız bütün çalışmalar boşa gider.

Oyuncu seçmek kritik bir etkendir. Oyun duyurusu yaptığınızda gelecek katılım talepleri veya reddedeceğiniz taleplerden ziyade, birbiriyle anlaşabilecek, gerekli özeni gösterebilecek insanları bir araya getirmeniz gerekmektedir. Genellikle etkinlik oyunlarını sevmememdeki en büyük etken de budur. Oyuncu veya oyun yöneticisi olmak fark etmeksizin, masadaki diğer insanlar mantıksız hareket ettikçe ve başlarını kalitesiz Türk komedi dizilerindeki hayta karakterler gibi belaya sokmaya çalıştıkça oyundan alacağım keyif hızlı bir şekilde azalıyor. Kendi oyunlarımda buna müsaade etmiyorum.

Oyuncuların birbiriyle anlaşması, birbirinin oyun keyfini baltalamaması çok önemlidir. Tanıdığınız kişileri oyununuza alırken öncelikle buna dikkat etmenizi tavsiye ediyorum. Muhabbeti iyi olan biri oyun esnasında sululuk yaparak anlatımınızı baltalayabilir veya yersizce başka oyuncunun oyun içi anlatımına karışıp masadakilerin keyfini kaçırabilir. Bunu yapmayacağına güvendiğiniz kişileri masanıza alın. Tanımadığınız insanları veya yeni başlayanları oyununuza alacağınız zaman da oyun öncesinde şartlarınızı açık bir şekilde ifade etmeniz iyi olur. Herkes işinden gücünden zaman ayırarak bir masa başında bu işle uğraşmak için saatlerini harcıyor, bu da o insanların belli bir miktar saygıyı hak ettiğini gösterir.

Kitle Kontrolü (KK / Crowd Control / CC)

Bir oyun yöneticisi olmanın en kritik noktası iyi cc yapabilmektir. Oyuncu bir şekilde bulunur, diğer adımlar da ufak ufak da olsa halledilir ama zurnanın zort dediği yer, masa başıdır.

  • Hikaye başlangıcını, ortamı iyice anlatın ve bir sıra belirleyip sözü oyuncularınıza bırakın. Mümkün olduğunca her oyuncunun bir şeyler söylemesini sağlayın. Özellikle ekipte tanımadığınız, sessiz duran, ekibe yeni katılan kişilerin söze girmesini, kendilerini oyunun bir parçası haline getirmesini sağlayın. Eğer her şeyi direkt oyunculara bırakırsanız bazı oyuncuların az konuştuğunu veya konuşmadığını, fikir üretmediğini gözlemleyebilirsiniz. Bir oyun yöneticisinin görevlerinden biri kamu hizmeti yaparak sosyalleşmeye ve kişinin kendi benliğini ortaya koyabilmesine vesile olmaktır.
  • Oyunculara ayırdığınız zamanın dengesini ayarlamak sizin işinizdir. Birine yarım saat oynattıktan sonra diğerine üç dakika harcamak hoş değildir. Ben böyle durumlarda “Şu kadar zaman geçecek, bu zaman içerisinde yapmak istediğiniz bir şey var mı?” diye sorduktan sonra aksiyonu olan kişilerle ilgilenmeyi tercih ediyorum. Aynı anda farklı oyunculara oynatacaksam da bir kısmını oynattıktan sonra diğerine dönüyorum, aklımda iki tarafı da eş zamanlı ilerletmeye çalışıyorum. Kafanızın karışacağını düşündüğünüz zaman not almayı unutmayın.
  • EN ÖNEMLİ KISIM: Oyuncuların birbirlerinin roleplaylerine karışmasını engellemek, oyuncunun meta-gaming yapmasını engellemek, oyun esnasında anlatımı gereksiz şekilde bozacak düzeltmelerin yapılmasını engellemek ve kural tartışmalarını engellemek oyun yöneticisinin en çok dikkat etmesi gereken durumdur; cc dediğimiz olayın da püf noktasıdır. Kural tartışmalarını “böyle olacak” diyerek kestirip atabilir, “itirazı olanla oyundan sonra konuşalım” diyerek yapacağınız makul açıklamayı oyun sonuna kaydırmak suretiyle oyun süresinden kayıp yaşanmasını önleyebilirsiniz. Diğer mevzularda ise oyuna yönelik cezai bir yaptırım uygulayabilirsiniz. Örnek vermek gerekirse benim tasvir ettiğim yaratığın ne kadar dayanıklı ve güçlü olduğunu sayı olarak belirten oyuncu, o sayıların üzerine ekleme yaparak daha güçlü ve daha dayanıklı hale getirmemi sağlar. Tabi herkesin metodu farklıdır.

Unutmayın, bu hobideki sıfırıncı kural, “oyun yöneticisi ne derse o olur”dur. Bu kuralı nasıl kullandığınız, sizin nasıl bir oyun yöneticisi olduğunuzu gösterir.

Ekstra: Gerekli Malzemeler

Standart bir oyun için gerekli olan malzemeler; oyunun kural kitabı, (varsa) oyun yöneticisinin kural kitabı, Screen dediğimiz ve oyuncuyla oyun yöneticisi arasında bariyer görevi gören nesne, herkese en az bir set çıkaracak miktarda zar, bir sürü kağıt ve kalem. Bunlara ek olarak oyunun geçtiği yerin haritası, combatlar için kullanılacak bir battlegrid ve battlegrid üzerinde karakterleri ve düşmanları gösterecek minyatür veya minyatür işlevi görecek nesneler de kullanabilirsiniz. Ambiyans yaratmak amaçlı fon müziği açabilirsiniz. İmkanınız varsa bir oyun masası bile tasarlayabilirsiniz. Yurt dışında böyle masalar yapan kişiler var ve oldukça kullanışlı olduğunu düşünmekteyim.

Sisteme yeteri kadar hakim olduğunuz zaman bozuk parayla bile gerçekleştirebilirsiniz bu hobiyi, ama detaylandırdıkça keyif veren bir hobi olduğu için uygun koşullar oluşmadıkça bu hobiyle uğraşmamanızı tavsiye ediyorum. Belki hiç fikri olmayan birine aşırı kısa bir oyun oynatmak için denenebilir.

Ekstra: DM’s Screen (GM’s Screen/Keeper’s Screen)

Screen dediğimiz nesneyi A4 ve A5 kağıt arasındaki bir uzunlukta, kıvrımlı lokanta menüsü gibi açılır katlanır bir cisim olarak düşünebilirsiniz. Bu cismin bir yüzünde güzel bir görsel varken diğer yüzünde ise oyun yöneticisine teknik hatırlatmalar yapan notlar bulunmaktadır. Genellikle yapılacak bir işin zorluk seviyesini, alış verişi yapılan genel eşyaların fiyatlarını, unutması kolay özelliklerin işlevlerini ve bilimum benzer şeyleri genel hatlarıyla yazarlar. Ayrıca oyun yöneticisi post-it kağıtlarla küçük notlarını da kendi tarafına yapıştırabilir. Çok kullanışlı olmasından ziyade, esas görevi oyun yöneticisiyle oyuncu arasına bir set çekmektir.

Oyun yöneticisi, kendi bölgesinde zarlarını atar ve hiçbir zaman attığı zarları göstermek zorunda değildir. Tabi bu oyuncunun yararına da olabilir, zararına da olabilir. Bunun dışında, oyuncuların görmemesi gereken özel notlar da meraklı gözlerden korunmuş olur. Çok gerekli bir cisim midir? Tartışılır. Evde veya geniş bir masada oynatırken oldukça kullanışlı buluyorum ama dar masada biraz çok yer kapladığı ve oyuncuları görmemi engellediği için çok da kullanmıyorum.

Ekstra: İngilizce

Yazının başında bahsettiğim üzere, bu hobinin hala Türkçe ve resmi bir kaynağı, dolayısıyla da herhangi bir sistemin Türkçe kural kitabı bulunmamaktadır. Üretime destek ve teşvik olmadığı gibi, lisanslama ve çeviri olayına da girişilmemektedir. Yalnızca bir kere Dungeons & Dragons 3rd Edition kural kitabı Türkçe’ye, onlarca Arapça ve Farsça kökenli kelime yardımıyla çevrildi ama hem o işin devamı gelmedi hem de çevrilen versiyon hatalı ve eksik bir versiyondu. Hatta firma bu sebeple “düzeltilmiş versiyon” olarak 3.5th Edition diye bir şey çıkarıp yeni ve düzgün kural kitapları bastı. Çeviri, bu kitap piyasaya çıktıktan sonra yapıldığı için saçma ve anlamsız bir uğraş oldu. Dungeons & Dragons şu anda beşinci versiyonunda ve kurallar daha sade ve anlaşılır durumda.

Yukarıda anlattığım duruma rağmen “İngilizcem yok ama oyunu öğrenmek ve oynatmak istiyorum” derseniz birkaç metot var:

  • Birine cüzi miktarda ücret vererek kitapları Türkçe’ye çevirtebilirsiniz. Kimse size kitabı baştan sonra çevirip bedavaya vermez, çünkü bu mesleki bir uğraştır. Yalnız, böyle bir şey yaparsanız elinizdeki dökümanı para karşılığı satamazsınız, eğer satış yaparsanız ve kanıtlanacak delil sunulursa firma size dava açabilir.
  • Size bir sistemi baştan sona (veya genel olarak tüm hobiyi) öğretecek birini bulabilirsiniz. Bu noktada dikkat edilmesi gereken bir husus var. Bu ikili ilişki farklı noktalara gidebiliyor. Bunlardan biri “abilik” olarak tabir ettiğimiz mevzu. Abilik kavramı hoş bir kavram değildir, çünkü “abi” olan kişinin çevresine topladığı kişileri manipüle ederek kendini övdürme, kendi çıkarları için kullanma, kendine taraftar sağlama çabasıdır. Hobiyi öğretmenin ve tecrübe aktarmanın dışına çıkan bir mevzudur. Bunun yerine usta – çırak ilişkisine benzer bir ilişki daha kabul edilebilirdir. Eğer kendinize yardımcı olacak birini bulursanız ve hobinin sınırları dışında veya sınırlardan taşan tartışmaların içinde taraf tutar halde olduğunuzu hissederseniz silkelenin ve bulaştığınız mevzuya dışarıdan bakın.
  • Bu metot, önceki usta – çırak ilişkisi kadar etkili değildir ama büyük bir etki yaratırsanız ülkede hobinin gelişmesine fayda sağlar: Türkçe içerik hazırlayan insanlara ihtiyacınız olsa da olmasa da destek olmak. Bir video olur, bir yazı olur, fark etmez. Bulduğunuz içerik işlevsel gözüküyorsa paylaşarak, takip ettiğinizi hissettirerek, arkadaşlarınıza tavsiye ederek yorum yapabilir, yayılmasını sağlayabilirsiniz. Bu çok fazla olmasa da göstereceğiniz destek, kişilerin daha fazla içerik çıkarma isteğini arttıracaktır. Merak ettiklerinizi sorun, içerik taleplerinde bulunun. Etkileşim gerçekten önemli bir etkendir.
  • İngilizce’nizi bu hobi sayesinde geliştirmeye çalışın. En zor ama en kazançlı metot budur. Bunun başarıldığına birkaç kez şahit olduğum için bu metodu rahatlıkla tavsiye edebiliyorum.

Ekstra: Oynayış ve Anlatım

Hobiye yeni başlayan insanların en çok takıldığı noktadır. Bazen “Tamam, mekanikleri, kuralları anladım ama konuşma işini nasıl yapıyoruz?” diye sorular yöneliyor. Bunun için söyleyebileceğim tek şey var, YouTube veya Twitch üzerinden oyun izleyin. YouTube’da arşivlenmiş bir sürü oyun var. Twitch üzerinden de yayın yapıldığında bir şey soracak olursanız chat kısmında cevap verebilecek en az bir kişi bulunuyor.

 

Yukarıda birinci dereceden tecrübesini yaşadığım veya yakından gözlemlediğim durumlar esnasında edindiğim birikim üzerinden bir şeyler anlatmaya çalıştım. İşinize yarayacağını umuyorum. Son bir yıl içerisinde gözlemlediğim kadarıyla hobiyle uğraşmak ve oyun oynamak isteyenlerin miktarında hızlı bir artış yaşandı ama oyun oynatmaya niyetli ve hevesli insan miktarında pek bir artış yok. Bunun başlıca sebebinin üşengeçlik olduğunu görüyorum, çünkü bazen yarım yamalak bilgi üzerine uydurma bir metot uygulayarak bu hobiyi gerçekleştirebileceğine inanan insanlar türüyor. Üşenmeyin arkadaşlar, kural kitaplarını okuyun. Hatta sadece bir kere okumakla kalmayın. Zaman zaman, bildiğiniz, öğrendiğiniz sistemler için karakter hazırlayın. Arada Google denen nimeti kullanıp ne tür oyun sistemleri olduğuna bakın. Oyun yayını yapan arkadaşları takip edin, canlı yayınları izleyin. Belki şu anda aramızda Critical Role’daki gibi ses sanatçıları bulunmuyor, yayınlar stüdyodan yapılmıyor olabilir ama eldekiler size başlangıç için güzel birer kaynak olacaktır.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere…

2 yorum

    • Lowan YazarYanıtla

      Teşekkürler, elimden geldiğince yararlı içerik yayınlamaya çalışıyorum.

Bir Cevap Yazın