Dragon’s I #04: Karakter ve Kişilik

Herkese merhaba! Önceki Dragon’s I yazısında hobiye başlamakla ilgili metotlardan bahsetmiştim, bu yazıda ise karakter ve kişilik konularından bahsedeceğim.

Rol Yapma Oyunları olarak ifade ettiğimiz hobinin en büyük özelliği, rol yapmaktır. Bir video oyununda karakterinizi geliştirebilir, daha fazla hasar vurabilir, daha yeni büyüler öğrenebilirsiniz; ama oyunun size verdiği diyalog seçeneklerinin ötesine geçemezsiniz. İşte bu hobi size bunu sağlıyor. Bir kitabın, filmin, dizinin, oyunun “gerçeklik” olduğu bir durumda neler yapacağınız tamamen size kalmış gibi düşünebilirsiniz. Hani klasik bir geyik vardır, “Madem Gandalf büyük kartalları çağırabiliyordu, neden yüzüğü Hüküm Dağı’na öyle götürüp tepesinden atmadılar?” diye; mesela o döneme denk gelen bir LOTR oyununda bunu siz deneyebilirsiniz. Yalnızca şunu unutmayın: yapılan her hareketin oluşturacağı sonuçlar silsilesi vardır.

Karakter hazırlamanın çoğu oyuncu için en güzel kısmı, bizim powerplay dediğimiz, “neyi ne kadar yapabilirim?” – “en çok ne kadar vurabilirim?” – “hasardan ne kadar az kısarsam dayanıklılığım maksimum olur?” tarzı hesaplardır. Benim gözümde ise hobinin amacını anlamış olan insanlar için en güzel kısım, karakterin kişiliğini tasarlamaktır. Hayatının belli bir noktasından sonra sizin rol becerinize kalacak olan bu karakter her ne kadar hayal ürünü olsa da, “anlatılan dünya” üzerinde yaşamaktadır ve yaşamaya devam etme hedefindedir. Pek çok oyuncu bu detayı kaçırıyor ama karakterler birer “kahraman” değil, maceracıdır. Kahraman dediğiniz adam kahramanlık yapmıştır ve halk tarafından sevilir, adına şarkılar yazılır, attığı adımlar parmakla ve imrenilerek gösterilir. Hazırlanmış 1 level karakter ise dünyanın gidişatında bir sıkıntı veya eksiklik olduğunu görmüş, ya bunu değiştirmek ya da bu dünya düzenindeki kendi konumunu değiştirmek için bir şeyler yapmaya niyetli olan kimsedir. Bunu iyice anlayın, aklınıza yerleşsin.

Karakter hazırlamanın en kritik noktası kişiliktir, çünkü hem diğer oynanan karakterlerle (PC) hem de oynanmayan karakterlerle (NPC) olan etkileşiminiz, tamamen karakterinizin kişiliğiyle alakalıdır. Size yardım etmeye niyeti olan biri, kişiliğiniz yüzünden bunu yapmamayı seçebilir ya da tam tersi olabilir. Bu sebeple karakterinizin kafa yapısını dikkatli dokumanız gerekir.

Doğma – Büyüme – Yetişme

Karakterinizi oluştururken nasıl bir yerde doğduğu, ailesinin durumu, karaktere olan yaklaşımı, büyürken başından geçen olaylar, yetiştirilme biçimi gibi şeylere karar vermeniz, aklınızda daha net bir şeyler oluşmasında yardımcı olacaktır. Karakteriniz hiçbir sıkıntısı olmayan biri olmak zorunda değildir, aynı şekilde sorunlar içerisinde yüzmesine de gerek yoktur. Kendinizi uç düşüncelerden biraz uzaklaştırabilirsiniz. Karakterinizin yetiştirilme biçimi de oldukça önemlidir. Bunun içinde inançlar, adetler, insanlarla olan saygı sevgi etkileşimi gibi şeyler de var çünkü. Benim tavsiyem, en azından başlangıç için, karakterinize üç veya dört backstory yazmanız yönündedir. İlk hikayenizi yazıp 2-3 gün sonra tekrar bir okuyun. Okuduğunuz şeyin sizde nasıl bir etki bıraktığını düşünün. Bazen bir hışımla yazdığınız şeyler içinize sinmeyebilir. Bunu 5-6 sene önce günlüğünüze yazdığınız bir yazıyı okuduğunuzda çok saçma bulmanız gibi değerlendirebilirsiniz. Yazdıkça, birbirine benzeyen farklı hikaye parçaları oluşturmaya başladıkça daha sade, daha özgün bir hikaye oluşturmaya başlayacaksınız. Ardından da esas hikayeyi yazabileceksiniz.

İnanç ve Otorite

Karakterinizin inanç kavramına nasıl yaklaştığı oldukça önemlidir. En sık kullanılan sistem Dungeons & Dragons olduğu için oradan örnek vereceğim; D&D oyunları karanlık çağ – ortaçağ döneminin yobazlığını yansıtabilecek bir sistemdir. Çok tanrılı bir inanış biçimini destekler ama “iyi” ve “kötü” karşınıza sadece kavram olarak değil, fiziksel bir varlık olarak bile çıkabilir. O dönemlerdeki Avrupa’yı bir düşünün. “Ben tanrıya inanmıyorum” dediğiniz zaman tanrıtanımazlıkla suçlanır, işkence görür, şanslıysanız bir işkence sırasında ölürdünüz. Yine de somut etkilerini direkt olarak göremediğiniz bir tanrının varlığını kabul etmemeyi gerçek hayatta seçebiliyor olsanız da, D&D evrenlerinde tanrıların dokunuşlarına birebir şahit olabildiğiniz için böyle bir iddiada bulunmak direkt mantık dışı olurdu. Bunun yerine, kendinizi bir tanrının yoluna daha yatkın hissedip o tanrıya tapabilir, örf ve adetlerini gerçekleştirebilirsiniz. Kendinizi birden fazla tanrıya yakın hissedip hepsinden kutsanma dilenebilirsiniz. Tanrılara bir sebepten ötürü sırt dönebilirsiniz, ama muhtemelen halk sizi lanetli olarak mimleyecektir ve sizinle çok fazla etkileşime girmek istemeyecektir. Sığ düşünmek lazım, lanetli değilseniz ve tanrılar sizden elini çekmedilerse niye tanrılara sırt dönesiniz ki?

Bir başka önemli olan kısım ise otorite kavramıdır. Karakteriniz otoriter durumlara nasıl tepkiler veriyor? Burada otorite evin reisi olabilir, şehir yönetimi olabilir, eğitim aldığı yerdeki ustalar olabilir… Otoriteye yaklaşım da karakterin kişiliğiyle, seçtiği sınıfla, maceraya çıkma niyetiyle alakalı birçok ipucu taşıyan bir etkendir. Üstadına laf sokan, şehir içinde başını belaya sokan bir karakterin roleplay kısmı eğlenceli olabilir ama genelde ömrü fazla uzun değildir; ya çok sıkıntı çıkardığı için günün birinde bir şekilde öldürülür ya da şehir muhafızları tarafından zindana atılır. Tabi iki durumdan da kurtulmak mümkün, ama orası apayrı bir hikaye.

Yönelim Sorunsalı

Karakterin yönelimini seçmek bazı oyuncular için tam bir muammadır. Bazı istisnalar dışında, oyuncular seçtikleri yönelime ve oluşturdukları karaktere göre değil, kendileri gerçek hayattaki yapılarına göre oynarlar. Bu noktada size rol yapmanın, kendiniz dışında birinin aslına uygun taklidini yapmak olduğunu hatırlatmam gerekebilir. Siz merhametli biri olabilirsiniz, ama karakteriniz değilse ona uygun kararlar vermeniz gerekir. Agresif, sert yapılı bir karakteriniz varsa ve normalde o karakteri sinirlendirecek ve karakterin tepki göstermesini sağlayacak durumlarda hafif bir “neyse” ile geçiştiriyorsanız, karakterinizin gereğini yapmıyorsunuzdur. D&D 5th Edition bu konuda “backgorund” kavramının içerisinde “personality trait”, “bond”, “ideal” ve “flaw” şeklinde yazılı birtakım özellikler getirmiştir. Bu sayede oyuncu, karakterinin rolünü yaparken içinde bulunması gereken çerçevenin hatlarını kendi belirler.

True Neutral ve Chaotic Evil yönelimlerinin oynanmasının gerçekten zor olduğunu düşünüyorum. Çoğunlukla CE oynamak isteyen oyuncular ergen veya ergenlikten nasibini alamamış arkadaşlar oluyorlar. Oyun içerisinde de önceki oyunlarda DM’in izin vermediği envai çeşit saçmalığı “roleplay yapıyorum abi” adı altında yapmayı deniyorlar. Açıkçası ben bunu yemiyorum, şu ana kadar yemiş olan arkadaşlar da umarım artık yemezler. TN ise karar muhakemesi açısından oldukça zorlayıcı bir rolü ifade ediyor. Çok derin, felsefî bir dengeyi zihninizde oturtmanız gerekir. Gerçek hayatta bunu yapabiliyor olsanız büyük ihtimalle bu hobiyle uğraşmak yerine başka işlerle uğraşırdınız.

Yönelim sorunsalındaki bir başka nokta ise yönelimin değişmesi. Çok kritik, hayati bir olay yaşanmadıkça yönelim değişmez. Karakter kağıdınızda Neutral Good yazıyordur ama roleplayiniz Lawful Evil gibidir, diyelim. Bu, sizin kişilik muhakemesini yanlış yaptığınızı ve NG sandığınız karakterin aslında LE olduğunu gösterir. Karakterin yönelimi, genel davranış ve kararlarının ortalaması gibidir. Good bir adam Evil bir hareket yapabilir veya Evil bir karakter bir karşılık veya çıkar beklemeden iyilik yapabilir. Yalnız, bu değişimlerin düzenli olması ve aktif roleplayi (karakterler arasındaki gündelik konuşma) de bu değişime katması durumunda şahsen ceza vermeyi tercih ederim. Karakterin oturmuş kişiliği öyle sebepsiz yere değişmez, muhakkak bunu tetikleyecek bir etken olması gerekir. Kişi “ben değişmeye karar verdim” dese bile bu kısa sürecektir ve eski haline geri dönecektir. Çevrenizdeki insanların yaşamlarını incelerseniz, belli bir davranış biçimini gösteren kişi hayatı boyunca bunu göstermiştir ve göstermeye de devam edecektir. Belki kötü alışkanlıklar ve o alışkanlıkların insan üzerindeki değişimini görmek size istisnai gelebilir ama o da hayati bir dönemecin kişide bıraktığı etkidir aslında.

Kısaca özetlemek gerekirse; rol yapma oyunlarında karakter oluşturmak ve ona kişilik eklemek, gerçek hayatta insan analizi yapmak ve rolünü yapmak istediğiniz kişilik ve davranış biçimini bir süreliğine üstünüze giymektir.

0 comments on “Dragon’s I #04: Karakter ve KişilikAdd yours →

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir