Dragon’s I #02: FRP’ye Başlamak

Herkese merhaba!

Ne kadar klişe olsa da söze böyle başlayınca yazının devamında optimist bir havaya sahip olacağımı düşünüyorum, bu sebeple de -en azından bir süre- buna böyle devam edeceğim.

Bir önceki yazımda son zamanlarda hobiyle alakalı olarak ayırdığım zamanın kısa bir özetini yazmıştım. Şimdiyse farklı grup ve topluluklar için birkaç kez yaptığım ama kendi sitem için hiç yapmadığım bir işe girişeceğim: FRP dediğimiz hobiyi anlatacağım.

FRP Nedir?

İnsanların etkinliklerde, sağda solda FRP diye bahsettiği hobi hakkında fikriniz yoksa, bu yazı tam olarak size göre! Öncelikle FRP ifadesinin kullanımının biraz sıkıntılı olduğunu belirtmekte fayda var. Kısaltmanın açılımı “Fantasy RolePlaying”, bunda sıkıntı yok; yalnız şöyle bir durum söz konusu: Fantasy, kelime anlamı olarak hayal gücü, düş, fantezi gibi anlamlara gelen bir kelimedir ama günümüzde kategori olarak bizim “Fantastik” kelimesiyle ifade ettiğimiz (ki fantastik de esasen inanılmaz, muhteşem demektir) kategori için kullanılmaktadır. Oysa bu hobinin içinde bilim kurgu, korku, doğaüstü olaylar, korsanlık, süper kahramanlık gibi tonla konsept de barınmaktadır. Bu sebeple de hobinin günümüzdeki ismi Tabletop RolePlaying Games (Masaüstü Rol Yapma Oyunları) şeklindedir. Ülkemizde Dungeons & Dragons sistemi fantastik diyarlarda bu hobiyi gerçekleştirme imkanını sağladığı için FRP kalıbı dile oturmuştur.

Bu Hobi Nasıl Başladı?

Masaüstü savaş oyunları üstadı olan Gary Gygax ve ekibi, Lord of the Rings serisinin etkisinde kalarak fantastik temalı bir savaş oyunu olan Chainmail’ı tasarlarlar ve sistemi biraz daha özelleştirmeye çalışırlarken ortaya Dungeons & Dragons oyun sistemi çıkar. İnsanlar tarafından sevilmesinin üzerine farklı oyun mekanikleri ve farklı konseptler geliştirilir, derken 1970’lerden günümüze kadar gelir. Sanırım bu maceranın en kısa özeti budur.

Nasıl Yapılıyor?

Bu hobinin nasıl icra edildiğini anlatmak başlangıç için uzun ve biraz karışık oluyor aslında. Olabildiğince pratik bir şekilde anlatabilmek için maddelere ayıracağım:

  1. Mantığına ve hikaye anlatımına güvenilen bir oyun yöneticisi bulunur.
  2. Oyunu oynayacak ve birbiriyle anlaşabilecek yaklaşık dört oyuncu bulunur. Dört zorunlu değildir ama ideal bir sayıdır.
  3. Oynanacak olan sisteme ve hikayenin geçeceği dünyaya karar verilir.
  4. Oyuncular sistemin kurallarına göre karakter kağıtlarını doldururlar. Karakter kağıdı, oynanacak karakterin fiziksel, ruhsal ve zihinsel bütün becerilerinin bulunduğu ve kapasitesinin sayısal olarak belirtildiği bir dökümandır. Genellikle bir veya iki sayfalıktır.
  5. Oyun yöneticisi senaryo üzerine çalışmalar yapar ve oyunculara karakter yaratımında eşlik ederek onları mantıklı seçeneklere yönlendirir.
  6. Oyun için gerekli zarlar belirlenir ve eğer mümkünse herkes için birer zar seti hazırlanır. İşini bilen oyun yöneticileri, hızlı oyunlar için zar kullanmamayı tercih edebilir, kendilerince mekanik uydurup oyunlarında kullanabilirler.
  7. Oyunun oynanacağı mekan belirlenir. En uygun ortam, ev ortamıdır.
  8. Herkes belirli bir günün belirli bir saat aralığını bu hobiye ayırır ve keyifli zaman geçirir.

Oyuncu Olmak

Oyuncu olmak genellikle çok basit bir iş olarak görülür, oysa her işin kendince zorluğu bulunmaktadır. Her şeyden önce, oyuncunun oyun günü için hazırlık yapması gerekmektedir. Karakter kağıdı eksiksiz olmalı, oyun gününe veya önceki akşamına iş koymamalıdır. En azından vaktinde uyuyup vaktinde kalkabileceği şekilde kendini hazırlamalı ve zamanında yola koyulmalıdır. Aslında bu, herhangi bir hobiyle veya işle uğraşan insanın yapması gereken bir davranıştır. Oyuncunun oyuncu olduğu nokta ise şöyle başlar:

Masaya oturup oyuna başladığınız zaman, kendinizden biraz da olsa kopup önünüze sunulan hikayenin bir parçası olmaya başlamanız gerekir. Artık siz, siz değilsiniz. Size anlatılan ve anlatımlarda yaşayan bir hayat, bir dünya, bir evren söz konusudur; karakteriniz ise bu dünya üzerinde bir şeyleri başarmak isteyen, sıradan insanlardan daha yetenekli ve azimli bir kimsedir. Rolünüzü yapacağınız vakit masada “sohbet etmediğinizin” bilincinde olmalı ve rol yapmalısınız. Bu, gerektiğinde size yapılan tasvirin devamını getirmek, gerektiğinde sesinizi değiştirmek; kısacası “ben o ortamda o kafa yapısında olsaydım, ne hisseder ve ne yapardım?” sorusunun cevabını kestirip, bunu masadaki diğer oyunculara ve oyun yöneticisine aktarmanız gerekmektedir. En başarılı planları yapmak, en süper darbeleri vurmak, en yüksek zarları atmak her zaman önemli değildir. Karakterin korkması gereken yerde “korkuyorum” demek bile bazen diğer durumlardan daha iyi, daha başarılı sayılabilir.

Yukarıda anlattığım mevzu önemli kısımdı. Burada ise ufak bir ekleme yapıyorum ve “oyuncu, sıra kendisindeyken ne yapacağını ve ne yapamayacağını bilmelidir” diyorum. Eğer bir rol yapma oyunu oynamaktaysanız, mantıksal açıklamaların bulunduğu bir kural kitabı vardır. Bu kural kitabına boşta olduğunuz vakitler VE oyun öncesinde göz gezdirmeniz, olası bir durumda ne yapmanız gerektiğine dair daha çok fikrinizin olmasını sağlayacaktır. Bunu yapmamak için bahane üretmeniz kendi zararınıza olacaktır çünkü kural kitapları genelde anlaşılır, basit cümlelerle yazılır ve okumanız gereken temel kısımların çoğunda resimler veya tamamı işinize yaramayacak olan tablolar vardır. Okuyun, anlamadığınız yerleri sorun. Anlayın. Karakterinizin üzerindeki hakimiyetiniz arttıkça rolünüzü daha çok benimsersiniz.

Oyun Yöneticisi

Dungeon Master, Game Keeper, Game Master, Storyteller ve türevi lakaplar alabilen bu arkadaşlar; oyuncuya oranla daha zor bulunmaktadır. Oyun yöneticisinin görevi biraz daha karışıktır tabi. Öncelikle, oyunu oynatacağı sistemin kurallarını iyi bilmesi gerekmektedir. Mekaniğin oluşum sebebini anlamalı ve oyun esnasında oluşan kritik durumlarda mantıklı yorumlar yapıp makul metotlar uygulayarak tıkanıklığı hızlıca giderebilmelidir.

Kurallara hakim olmak, oyun yöneticisi olmak için yetmez. Oyun yöneticisi, oynanacak senaryoyu ve senaryonun geçtiği ortamı tasarlamalıdır. Tasvirler, oyuncuların dışındaki karakterler, düşmanlar, hayvanlar ve niceleri oyun yöneticisinin kontrolü altındadır. Oyun yöneticisi gerekmedikçe oyuncunun yapacağı role ve tercihlerine karışmaz. Oyuncunun oluşturmak istediği etki ve attığı zar sonucunda oluşan tepkiyi tasvir eder. Oyuncunun seçimlerinin sonucunu tasarlar ve karakterin idrak edebildiği kadarıyla oyuncuya aktarır. Zahmetli olduğu doğrudur, ama kendi hikayeni oyunculara oynatmanın ve onların keyif aldığını görmenin verdiği tat bambaşkadır.

Kişinin kendi senaryosunu oynatması bir yana dursun, sıfırdan bir evren yaratmanın zor veya çok zahmetli olduğunu düşünenler hazır senaryo oynatabilirler. Hazır senaryolarda uyulması gereken temel kalıplar vardır, ancak aynı senaryo onlarca değişik yorumla oynanabilir. İstediğiniz yerini değiştirebilirsiniz ve/veya esinlenmek amaçlı örnek niyetine bakabilirsiniz. Acemiliği hazır senaryolarla atmak, oyun yöneticisi olma konusundaki en hızlı metottur.

Sistem ve Setting

Kısaca anlatmak gerekirse;

Sistem: Konseptin gerçekleşmesi ve karakterlerin hazırlanması için kullanılan kural mekanikleri, özellikler ve hesaplama yöntemleridir.

Setting: Senaryonun geçtiği dünya ve o dünyanın şartlarının bütünüdür.

Bazı konseptlerde setting ve sistem iç içedir. Mesela The One Ring RPG sistemi, Orta Dünya için tasarlanmıştır.

Zarlar

Genelde insanlar “FRP’nin değişik zarları varmış, ne işe yarıyor bu zarlar?” diye soruyorlar. Her sistemin belli bir zar mekaniği vardır. Dungeons & Dragons sisteminde olayların gerçekleşme ihtimalini belirtmek için yirmilik zar (d20) kullanılırken Shadowrun sisteminde altılık zar (d6 a.k.a. tavla zarı), World of Darkness oyunlarında ise onluk zar (d10) kullanılır. Diğer zarlar ise başka değişkenleri hesaplamak için kullanılır. Örneğin karakterin can puanı, silahın vereceği hasar gibi. Silahların etkileri ve ebatları değişkenlik gösterdiği için kullanılan zar da değişkenlik gösterir.

İletişim

Çevremde bu hobiyle uğraşmak istediğini söyleyen insanlar oluyor. Açıkçası bundan bir on sene önce olsaydı internet kullanımı yaygın olmadığı için anlayışla karşılayabilirdim, ama günümüzde insanlar tuvalette sıçarken bile internetle etkileşimlerinden vazgeçmiyorlar. Bu da demek oluyor ki sosyal medyayı minimum derecede efektif kullanarak bu hobinin içinde kendinizi kaybetmeniz olasıdır.

Taktik 1: Facebook’ta arama çubuğuna “frp” yazın, karşınıza çıkan grup ve sayfaları takibe alıp talebinizi belirtin.

Taktik 2: Üniversitelerin Bilim Kurgu ve Fantezi (Fantazya) toplulukları oluyor. BKFK veya BKFT kısaltmalarıyla da görebilirsiniz. Çoğunun kendine özgü sitesi bile var, yoksa da muhakkak bir sosyal medya hesabı var ki etkinliklerini duyursun. Bu etkinlikleri takip edip katılarak bizzat tecrübe edebilirsiniz, ki böylesi genellikle daha iyidir.

Taktik 3: YouTube üzerinden arayarak birçok farklı anlatım videosuna ve örnek oyunlara ulaşabilirsiniz. Benim kanalımda da anlatımlar mevcuttur.

Örnek

Aşağıya örnek oyun olsun diye birkaç oyun linki bırakıyorum. Bu yazdıklarımı okuduktan sonra videoları izleyince mevzuyu daha iyi anlayacaksınız.

DDAL #05: DDEX1-01 Defiance in Phlan, The Danger at Dusk

Legacy of the Crystal Shard Adventure

Hoard of the Dragon Queen

0 comments on “Dragon’s I #02: FRP’ye BaşlamakAdd yours →

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir