Irklar #04: Dragonborn

Bugünkü yazımda size dragonbornlardan bahsedeceğim. Benim gözümde rolünü yapması en zor olan ırkların başında gelmektedir. Bu sebeple ismine bakıp da “üff çok cool” diyerek seçmemeniz gereken bir ırktır.

Nedir bu Dragonborn?

4e_dragonborn
Dragonborn

Her şeyden önce dragonborn, ejderdoğan olarak çevrilebilmektedir. Bunu gidip Skyrim’deki heroic çocukla karıştırmayın. Ejderdoğanın anlamı, humanoid ebatlarda olmasına rağmen ejder soyundan gelen, gerçek bir ejderhanın ebatlarını göz önüne aldığınızda minyatürü sayılabilecek ebatlarda olan bir yaratıktır. Damarlarınızda bu denli ejderha kanı bulundurmanız, “draconic” olarak ifade ettiğimiz birtakım fiziksel değişikliklere sahip olduğunuzu gösterir. Bir dragonbornun kafa, kas ve vücut yapısı bir ejderhayı oldukça andırmaktadır. Büyük ve sert pullardan oluşan deri, öne uzayan kafa yapısı, pençeli el ve ayaklar bunlar için en belirgin örneklerdir. Ejderhalar gibi dört ayak üzerinde durmamaları ve iskelet yapılarının temel olarak humanoid herhangi bir varlığınki gibi olması da onları atalarından ayıran en büyük özelliklerden biridir. Ayrıca elleri bir insanımsının eline biraz daha benzerdir ve kanatları ve kuyrukları yoktur. Yine de her dragonborn, atasının varlığını sürdürmek ve yüceltmek adına kendi atasına hizmet eder. Yani Skyrim’deki gibi avlama muhabbeti, öyle FUS-RO-DAH’lar falan yok!

Dragonbornların görünümü, anatomik özellikler dışında, atasının görünümüne benzemektedir. Chromatic (siyah, kırmızı, mavi, yeşil, beyaz) veya metallic (pirinç, bakır, gümüş, altın, bronz) renkte pulları vardır ve surat yapısı da atasınınkine benzer. Tabi breath weaponları da atalarınınkine benzer. Bunları şimdi bir kenara koyalım ve biraz da bu arkadaşların kişiliklerini inceleyelim.

Dragonborn dediğimiz bu arkadaşlar klanlarına aşırı derecede bağlıdırlar. Bu bağlamda kendilerini hiçe sayabilirler. Her biri klan içerisindeki sorumluluklarını bilir ve kendini bu sorumlulukları yerine getirmeye adar. Bir dragonborn yaşam sürecinde bir becerinin üstadı olmak için çaba gösterir ve diğer ırklarda bu üstatlığı elinde tutan biriyle denkleşirse, o kişiye saygı gösterir; ama bu demek değildir ki her şey güzel olacak. Dragonbornlar -en iyimserleri dahi olsa- kibirli varlıklardır. Yeryüzünde bilinen en büyük büyüsel yaratık ırkından gelmenin getirdiği bir kibirdir bu. Diğer bütün ırkları alt ırk olarak görürler. Daha ziyade, kendilerini ortalama bir ırktan kadim bir ırka evrilmiş olarak görürler. Bu sebeple olsa gerek ki eğer bir dragonborn kendini zorda hissederse önce kendi klanından, eğer oradan da gelmezse diğer dragonborn klanlarından yardım ister. Listede tanrıların ve diğer ırkların yeri aşağıdadır yani.

Rolünü Yaparken Dövmesinler?

Dragonborn roleplayi yapmak hayli zordur, çünkü diğer karakterlerin egosunu görmezden gelmek, kabullenmemek gerekir. “Benim dediğim olsun”dan ziyade “Zaten benim dediğim olacak, karşı çıkmayı denemek isteyenler el kaldırsın!” şeklinde olduğu için kıvamını iyi tutturmak lazım. Hiçbir şekilde “bu adamlar artık benim arkadaşım, onlara atar gider yapmam” gibi bir durum söz konusu olmamalı. Bu, karakterin yumuşadığını ve zayıfladığını gösterir. Bir dragonborn kendi klanını olabildiğince güçlü ve yüksek noktalarda yansıtmalıdır, bu da “zayıf” kelimesinden olabildiğince uzakta durmalarını gerektirir. Tabi bu aptallık veya zorbalık kıvamında da olmamalıdır. Bu noktada karakterin hangi ataya bağlı olduğu ve hangi sınıfı seçtiği de önemlidir. Dragonborn barbar veya dragonborn sorcerer zaten gözü dönmüş kıvama gelmelidir. Şunu da unutmayın, bu anlattıklarım kitabın gösterdiği yolu referans alarak yaptığım yorumlardır. Her oyun yöneticisi kendi evreninde farklı yorumlama yapma hakkına sahiptir, ama bence bu kıvamda bir roleplay gidişatı kesinlikle kabul görür.

Bir Cevap Yazın